
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2025 yılı sona ererken başkent Caracas’ta bulunan evinde ailesi ve yakın arkadaşlarından oluşan bir grupla yılbaşını kutlarken, ABD ordusuna ait savaş gemileri ve uçaklardan oluşan bir filo Venezuela açıklarında bekliyordu. Maduro, ABD ordusunun uzun süredir ülkesi ve kendisi için oluşturduğu tehdide rağmen, yakın çevresindekilerin ifadelerine göre oldukça rahat görünüyordu. Maduro, ABD’nin yaşanan gerilimin daha da ileri boyutlara ulaşacağını düşünmüyordu. Ancak Washington, Venezuela liderinin ele geçirilmesi veya öldürülmesi için tüm planlarını yapmıştı. Maduro farkında olmasa da Venezuela Devlet Başkanlığındaki son günlerini yaşıyordu. The New York Times Gazetesi (NYT), halihazırda ABD’de hapiste bulunan Maduro’nun son günlerini o günlere tanık olan isimlerle görüştü. Bu kişilerin çoğu, ABD saldırısından önceki günlerde onunla görüşmüş, birkaçı ise saldırıdan sadece birkaç saat önce iletişime geçmişti.

Maduro, yılbaşı gecesi ailesi ve yakın çevresiyle yaptığı kutlamada Venezuela’nın geleneksel yemeklerini yedi. Yemekten sonra yine Venezuela’ya özgü şarkılar dinleyen grup, 2026 yılına bu şekilde girdi ve ertesi sabah, üst düzey devlet görevlilerine yılbaşı için tebrik mesajları gönderdi. Amerika Birleşik Devletleri, Maduro’yu istifa etmezse Venezuela’ya saldırmakla tehdit ediyordu. O ise çevresinde bulunan kişilerin ifadelerine göre, Trump yönetiminin Venezuela’ya saldırmaya cesaret edeceğini düşünmüyordu. Bundan çok emindi ve çevresindeki kişilere de bunu her fırsatta söylüyordu.
ABD SALDIRISINI DARBE SANDILAR
Maduro, Venezuela yönetimi içerisinde kendisine karşı casusluk yapanlar olduğunu biliyordu ve en büyük endişelerinden biri büyük bir ihanete uğramaktı. Ancak Aralık ayının son günlerinde, yakın çevresindekilere ve destekçilerine iktidarda kalabilmek için müzakere şansı olduğunu veya istediği zaman görevden ayrılabileceğini ve bir sorun yaşamayacağını söylüyordu. Maduro ve çevresindekiler için ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyon yapması çok uzak bir ihtimaldi. ABD ordusunun Venezuela’ya yönelik müdahalesi başladığında bile bu durum değişmedi. 3 Ocak’ta Caracas’taki Fuerte Tiuna askeri üssünde patlamalar gerçekleştiğinde, onun çevresindekilerden bazıları bunun bir Amerikan saldırısı değil, darbe girişimi olduğunu düşünüyordu. Bu durum, 13 yıllık iktidarı boyunca rakiplerini her defasında alt etmeyi başarmış olan, kitlesel protestolar ve suikast girişimlerine rağmen iktidarda kalmayı başarmış olan Maduro’nun iktidarı süresinde yaptığı en yanlış hesaplamalardan biriydi.

NYT’ye konuşan kaynaklara göre, Maduro’ya ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşen Brezilyalı bir milyarder tarafından istifa etmesi gerektiği yönünde bilgi verilmişti. Ancak Maduro, durumun ciddi olduğunu düşünmüyordu ve bu uyarıyı önemsemedi. Bu durum, Venezuela topraklarına bir asırdan fazla bir süredir yapılan ilk yabancı saldırıya, Maduro ve eşinin de kaçırılarak hapse atılmasına yol açtı. Yaşananların ardından ABD’nin Latin Amerika’daki rolü de yeniden şekillendi. Yeni dönemde Trump idaresindeki ABD, Latin Amerika ülkelerine karşı daha agresif bir tavır aldı ve bunu Venezuela üzerinden gösterdi.
Yakın çevresine göre, Maduro, Trump ile yaşadığı gerilim boyunca kendinden çok emin tavırlar sergiledi ve kendi gücünü abartarak rakiplerinin kararlılığını hafife aldı. Eski bir hükümet yetkilisi Juan Barreto, Maduro’nun yaşadığı yanılgıya ilişkin “Yıllarca iktidarda kaldıktan sonra, yeteneklerinizi abartmaya meyilli oluyorsunuz. Sonuçta sadece sizi memnun etmek isteyen insanları dinliyorsunuz.” yorumunda bulundu.
TUZAK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP GÖRÜŞMEYİ REDDETTİ
ABD Başkanı Trump, ilk başkanlık döneminde Maduro yönetimini devirmek için başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerde bulunmuştu. Bu kapsamda, ülkenin petrol endüstrisine uygulanan yaptırımlar daha da ağırlaştırılmış ve muhalefet lideri başkan olarak tanınmıştı. ABD’li yetkililere göre, Trump, başkanlığının ikinci döneminde Beyaz Saray’a döndüğünde Venezuela sorununu çözülmüş bir sorun olarak görüyordu. Göreve başladıktan sonra kısa süre içinde Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu uyuşturucu madde ticareti yapmakla suçlayan Trump yönetimi, Venezuela’ya yönelik yaptırımları daha da ağırlaştırdı ve Karayip Denizi’nde uyuşturucu madde taşıdığı iddia edilen tekneleri vurmaya başladı. Venezuela kuşatma altındaydı.

Trump ve Maduro arasında bilinen tek doğrudan görüşme 21 Kasım 2025’te gerçekleşti. Görüşmeye tanık olan kişilere göre, Trump, Maduro ile telefonda 5 ila 10 dakika boyunca samimi bir şekilde konuştu. Kaynaklara göre Trump, Maduro’ya şakayla karışık, “Güçlü bir sesiniz var” diyerek, kendisini şahsen görürse daha da etkileneceğini söyledi ve Maduro’yu Washington’a davet etti. Ancak Maduro, bunun bir tuzak olduğundan endişe ederek görüşmenin üçüncü bir ülkede gerçekleşmesini istedi. Trump’ın bu teklifi reddetmesinin ardından görüşme bu şekilde sonlandı. Maduro, konuşmanın sonunda ABD Başkanını etkilediğini ve bu sayede bir müzakere yolu bulunabileceğini düşünüyordu. Trump ise Maduro’nun istifa etmemesi sebebiyle görüşmeye kayıtsız kaldığını, Venezuela liderinin kendisini ciddiye almadığını düşünüyordu ve bu düşünce saldırı kararı almasında önemli bir rol oynadı.
Maduro kendisine yapılan istifa baskısını ciddiye almadan yönetimini sürdürmeye devam etti. Bu süre içerisinde yönetimdeki sertlik yanlılarıyla daha da yakınlaşmak zorunda kaldı. Maduro, bu dönemde başkan yardımcısı Rodriguez’den şüphelenmeye başladı. Rodriguez, ulusal bütçeyi daha sıkı bir şekilde kontrol altına alıyor, rakiplerini saf dışı bırakıyor ve daha fazla yabancı yatırım için baskı yapıyordu. Başkan yardımcılığı, petrol bakanlığı ve maliye bakanlığı görevlerini aynı anda yürütüyordu. Bazı kaynaklara göre Maduro, onu görevden almayı düşündü, ancak kuşatma altındaki ekonomiyi ayakta tutmak için Rodriguez’in uzmanlığına ihtiyacı olduğunu biliyordu.
TRUMP YÖNETİMİ RODRIGUEZ’İ SEÇTİ
Maduro kendisine sunulan tüm seçenekleri reddederek ülkesinde kalmayı tercih etti. Yetkililerin verdiği bilgilere göre ordu olası bir saldırıya karşı koyabilirdi. ABD’li yetkilinin aktardığına göre, Maduro tüm teklifleri reddetti ve bu da saldırı için son hazırlıkların başlamasına yol açtı. Operasyon başlangıçta Aralık ayının son hafta sonu için planlanmıştı, ancak Caracas’taki yağışlı hava da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle ertelendi.

Ocak’ın erken saatlerinde ABD ordusu Venezuela’daki dört askeri üsse saldırdı. Yapılan saldırıda Maduro’nun korumaları öldürüldü. Maduro ve eşi Cilia Flores ise gözaltına alınarak ABD savaş gemilerine götürüldü. Bu olayda 100’den fazla Kübalı ve Venezuelalı öldürüldü.
Tüm bunlar yaşanırken Venezuela Başkan yardımcısı Delcy Rodriguez, diğer birçok üst düzey isim gibi Venezuela’nın Margarita adasında tatildeydi. Rodriguez, Maduro’nun yakalanmasından dakikalar sonra bir telefon aldı. ABD’li yetkililer, işbirliği yapmayı reddetmesi halinde Pentagon’un Venezuela’ya karşı daha geniş kapsamlı bir dizi saldırı başlatacağını kendisine iletti. Rodriguez, Maduro’nun hayatta olduğunu doğruladıktan sonra işbirliğini kabul etti. Caracas’a döndü ve geçici başkanlık görevini üstlendiğini açıkladı.