İki kızıyla yıllarca mağarada yaşadı! ‘Yılanlar ve hayvanlar bizim dostumuzdu’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Doğadan uzaklaşan modern yaşamın aksine, dünyanın farklı bölgelerinde bazı insanlar daha sade ve doğal bir hayatı tercih ediyor. Teknolojiden, şehir kalabalığından ve günlük hayatın yoğun temposundan uzak yaşam arayışları zaman zaman sıra dışı hikâyeleri de beraberinde getiriyor. Hindistan’da çocuklarıyla birlikte mağarada yaşayan Rus bir annenin ortaya çıkması da, farklı yaşam biçimlerine dair dikkat çeken örneklerden biri olarak dünya basınında geniş yer buldu. Günümüzde birçok insan metropol şehirlerin kaosundan kaçarak huzurlu köylere veya sakin çiftlik evlerine taşınmayı hayal ederken, Nina Kutina bu sadelik özlemini olağanüstü bir seviyeye taşıdı. Sadece sessizliği değil, tam bir kopuşu seçerek, Gokarna yakınlarındaki Ramatirtha tepelerinde yer alan bir mağaraya çekildi. Kutina’nın hayatta kalması elbette tesadüf değildi. Bilinçli bir planlama ve günlük bir disiplinin sonucuydu. Ormanı evi ve mağarayı sığınağı haline getirmiş, modern olanaklar yerine doğal unsurlara güvenmiş. Elektrik, telefon, hiçbir iletişim kullanmadılar. Yıllarca kızlarıyla birlikte mağarada yaşadılar.

6 AYLIK İŞ VİZESİYLE GELİP YILLARCA KALMIŞ

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

40 yaşındaki Nina Kutina ve altı ile beş yaşlarındaki kızları, Karnataka eyaletinin güneyindeki bir ormanda rutin devriye gezen polisler tarafından bulundu. Polis ekiplerinin verdiği bilgilere göre mağaranın girişi renkli sarilerle kapatılmıştı. İlk olarak sarışın küçük bir kız çocuğu mağaradan dışarı çıktı. Polislerin içeri girmesiyle birlikte Kutina ve diğer çocuğun da mağarada yaşadığı ortaya çıktı. Yetkililer, mağarada oldukça sınırlı yaşam koşulları bulunduğunu belirtti. Ailenin sahip olduğu eşyalar arasında birkaç plastik örtü, giysi, hazır erişte paketleri ve temel gıda malzemeleri yer alıyordu. Ayrıca mağaranın yağışlı havalarda su aldığı ifade edildi. Yetkililerin açıklamasına göre, polis Kutina’yı orada kalmanın tehlikeleri konusunda bilgilendirdikten sonra, Kutina’nın isteği üzerine kadın polis memurları tarafından kızlarıyla birlikte komşu bir köydeki bir dinlenme merkezine götürüldü. Ancak kadın ailesine dair resmi belge ibraz etmeyince sorguya çekildi ve pasaportunun hâlâ mağarada olabileceğini söyledi. Yetkililer ormandaki evine geri döndüklerinde Kutina’nın pasaportunu ve 2017’de süresi dolmuş vizesini buldular.

Günlerce süren soruşturmanın ardından polis, Kutina’nın yolculuğu hakkında daha fazla bilgi edindi. Kutina 2016 yılında altı aylık iş vizesiyle Goa’ya gitti, ancak izin verilenden daha uzun süre kaldı. Bu sürede Kutina Nepal’e gitti ve 2020’de Hindistan’a geri döndü. Yetkililer, Kutina’nın en büyük oğlunun 2024 yılında bir bisiklet kazası sonucu 21 yaşında hayatını kaybettiğini, 11 yaşındaki oğlunun ise nerede olduğunun bilinmediğini belirtti. Kutina’nın 6 yaşındaki kızının Ukrayna’da, en küçük çocuğunun ise Hindistan’da doğduğu biliniyor.

‘HAYVANLAR VE YILANLAR BİZİM DOSTUMUZ, TEHLİKELİ OLAN İNSANLAR’

Kutina, verdiği röportajda, “Doğada, ormanda kalma konusunda büyük deneyimimiz var ve ölmedik. Kızlarımı ormanda ölmeleri için getirmedim. Onlarla birlikte resim yapıp, oyunlar oynadık, dans ettik. Ayrıca lezzetli yemekler de pişirdik. Kendilerini kötü hissetmediler. Çok mutluydular” şeklinde konuştu. Kurtarılmasının ardından Hint medyasına konuşan Nina Kutina, mağarada yaşamaktan memnun olduklarını söyledi. Doğanın insan sağlığı için faydalı olduğunu savunan Kutina, çocuklarıyla birlikte bu yaşam biçimini tercih ettiğini belirtti. Polis kaynaklarına göre Kutina, ekipleri mağarada yaşamanın tehlikeli olmadığına ikna etmeye çalıştı. Ormandaki yılanlar ve vahşi hayvanlarla ilgili uyarılara karşılık ise ‘Hayvanlar ve yılanlar bizim dostumuz. Tehlikeli olan insanlar’ ifadelerini kullandı. Kutina ayrıca bulunduğu mağarada yaklaşık bir haftadır yaşadığını, daha önce ise Goa eyaletinde başka bir mağarada kaldığını söyledi. En küçük kızının da Goa’daki bir mağarada dünyaya geldiğini dile getirdi.

Şiddetli muson mevsiminde bile önceden hazırlık yapmış, kuru gıda stoklamış ve mağarayı gerekli malzemelerle donatmıştı. Çevreye uyum sağlamış, yatak olarak plastik örtüler ve yemek pişirmek için odun kullanmıştı. Yetkililer, hayatta kalma düzeninin organize olduğunu belirtmişti. Plastik örtüler, ilkel mutfak aletleri ve manevi uygulamalar için düzenlenmiş bir alan. Yolculuğu muhtemelen vahşi hayvanlarla karşılaşmayı, yalnızlığı ve doğanın günlük belirsizliğini içeriyordu. Bu, az kişinin hayal edebileceği olağanüstü bir zihinsel güç ve korkusuzluk seviyesini gösteriyor. Gokarna Karakol Amiri Sridhar SR, Kutina’nın kızları için disiplinli ve huzurlu bir ortam sağladığını belirtti.

Polis Müdürü M. Narayana, kadının zorlu hava koşullarında hayatta kalmak için dikkatli hazırlıklar yaptığını doğrulayarak, sert muson koşullarında gösterdikleri direnç karşısında şaşkınlığını dile getirdi. Aile, mevsimsel aşırılıklara uyum sağlamıştı, havaya bağlı olarak odun veya küçük bir gaz tüpüyle yemek pişiriyor, muson mevsiminde minimum kıyafet kullanıyor ve sahip oldukları mumları bile nadiren kullanıyorlardı. Kutina’nın ormanda yaşama kararı çaresizlikten değil, adanmışlıktan kaynaklanıyordu. Mağara hayatı, Hindu inançlarını benimsemesinin, modern dünyanın gürültüsünden bir kaçışın ve manevi amacına yönelik bir yolculuğun ifadesiydi.

DOĞADA ZARAR GÖRMEDEN NASIL BİR ARADA YAŞADIKLARINA ÇOK ŞAŞIRDIK

Yemekler basit ve çoğunlukla bozulmayan yiyeceklerden oluşuyordu. Pirinç, mercimek, hazır gıdalar ve ara sıra yerel olarak toplanan meyveler. Su doğal kaynaklardan geliyor, banyo ise yakındaki şelalelerde yapılıyordu. Kutina her gününü rutinlerle geçiriyordu. Yoga, mantra okuma, şarkı söyleme, resim yapma, okuma ve ruhani ritüeller. Mağaranın içi Rusça kitaplar, Hindu putları ve resimlerle  süslenmiş. Bölge zehirli yılanları, vahşi yaşamı ve sık sık meydana gelen toprak kaymalarıyla bilinmesine rağmen, Kutina kendisinin ve kızlarının güvende hissettiklerini iddia etti. Vahşi yılanları ‘arkadaşları’ olarak tanımladığı ve kışkırtılmadıkça kendisine asla zarar vermediklerini söylediği biliniyor. Yetkililer, ailenin doğada zarar görmeden bir arada yaşadığına şaşırdıklarını kabul ettiler. Kutina için o mağara bir saklanma yeri değil, eviydi.

Olayın ardından yeni bir hukuki süreç başladı. Goa’da yaşayan iş insanı Dror Shlomo Goldstein, iki kız çocuğunun babası olduğunu öne sürerek mahkemeye başvurdu. Goldstein, çocukların Rusya’ya gönderilmesini engellemek ve velayetlerini almak istediğini bildirdi. Mahkemeye sunulan dilekçede çocukların Hindistan’da kalmasının daha uygun olacağı savunuldu. Ancak federal hükümeti temsil eden avukatlar, Nina Kutina’nın Rusya Büyükelçiliği’ne yazılı başvuru yaparak ülkesine dönmek istediğini açıkça ifade ettiğini belirtti. Karnataka Yüksek Mahkemesi ise verdiği kararda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Mahkeme, Goldstein’ın çocukların bakımını üstlendiğine yönelik iddialarına rağmen anne ve çocukların neden izole bir mağarada yaşadığının açıklanamadığını vurguladı. Kararda, aile mağarada bulunana kadar onların yaşam koşullarına ilişkin tatmin edici bir açıklama yapılmadığı ifade edildi. Mahkemenin verdiği karar doğrultusunda Hindistan hükümetinden Kutina ve çocuklarının dönüşü için gerekli belgelerin hazırlanması istendi. Rusya Büyükelçiliği de aileye acil seyahat imkanı sundu. Yetkililerden alınan bilgiye göre Nina Kutina, iki kızı ve daha sonra Goa’da bulunan diğer oğluyla birlikte 28 Eylül tarihinde Rusya’ya hareket etti. Böylece aylar boyunca dünya basınının gündeminde yer alan ve ‘mağarada yaşayan Rus anne’ olarak tanınan Nina Kutina’nın Hindistan’daki sıra dışı yaşam öyküsü, ülkesine dönüşüyle yeni bir döneme girmiş oldu. Ancak çocukların velayetine ilişkin hukuki tartışmaların ilerleyen süreçte yeniden gündeme gelebileceği biliniyor.

Author: admin