Hediye yapmak için aldı, hayatı değişti! Zihni sakinleştiriyor: ‘İyi gelir elde etmek mümkün’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Defne Kehya, 1995 yılında Karaman’da doğdu. Uzun yıllardır ticaretle uğraşan bir anne ve babanın kızı olan Defne, üretme ve çalışma kültürünün hâkim olduğu bir ortamda büyüdü. Meraklı ve üretken bir çocuktu. Küçük yaşlardan itibaren farklı alanlara ilgi duyuyor; bir gün spor salonuna giderken başka bir gün resim yapıyor, el işleriyle uğraşıyordu. Farklı şeyler denemekten ve yeni beceriler öğrenmekten keyif alıyordu. Öyle ki basketbol, voleybol, masa tenisi, satranç ve folklor gibi pek çok farklı aktiviteyi denedi. Fırsat buldukça yeni şeyler öğrenmeye ve farklı alanlarda kendini geliştirmeye çalışan Defne’nin, doğaya özellikle de denize karşı da tarifsiz bir heyecanı vardı. Karaman’da büyüdüğüm için denizi her zaman göremiyorduk” diyen Defne, “Ailece tatile giderken yol boyunca en çok beklediğim an, uzakta maviliğin ilk kez görünmesiydi. Kardeşimle denizi gördüğümüz anda yerimizde duramaz, camdan heyecanla dışarı bakardık. Bugün eserlerimin merkezinde denizin olmasının sebebi belki de o çocukluk heyecanı” diye konuştu.

“Meraklı ve çok yönlü yapım, eğitim hayatımda da kendini gösterdi. İngiliz Dili ve Edebiyatı, İngilizce-Fransızca Mütercim ve Tercümanlık, Dış Ticaret, Web Tasarımı ve Kodlama gibi farklı bölümlerde eğitim aldım. Ancak karşıma çıkan yurt dışı fırsatları nedeniyle bu bölümleri tamamlamadım. O dönemde benim için eğitimimi sürdürmekten çok, farklı deneyimler kazanmak daha önemliydi. Yurt dışından döndüğümde ise dünya artık bıraktığım gibi değildi. Herkes maske takıyor, insanlar birbirinden uzak duruyordu. Pandemi nedeniyle hayatın yavaşladığı bu dönemde ben de kendimi eve kapatarak sanatsal çalışmalar yapmaya başladım. Başlangıçta yalnızca rahatlamak ve yeni şeyler keşfetmek amacıyla yaptığım bu çalışmalar, zamanla benim için büyük bir tutkuya dönüştü.”

EPOKSİYLE YEDİ YIL ÖNCE TANIŞTI

Çocukluğundan beri elleriyle bir şeyler üretmeyi çok seven ve bugün bu tutkusunu mesleğe dönüştürmüş olmaktan mutluluk ve gurur duyan Defne, epoksi reçine ve çeşitli tekniklerle tablo yapma fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı:Aslında reçineyle tablo yapmak gibi bir planım hiç yoktu. Üniversite yıllarımda yaz aylarında hem yabancı dilimi geliştirmek hem farklı kültürleri tanımak hem de harçlığımı çıkarmak için turistik şehirlerde resepsiyonist olarak çalışıyordum. Bu süreçte bazı misafirlerimizle çok güzel dostluklar kuruyorduk. Çok sevdiğim bir aile Türkiye’den ayrılmadan önce onlara beni ve Fethiye’nin muhteşem doğasını hatırlatacak anlamlı bir hediye vermek istedim. Bunun için küçük bir miktar epoksi reçine ve birkaç malzeme aldım. Epoksiyle ilk tanışmam da tam yedi yıl önce bu vesileyle oldu.”

‘ZİHNİM SAKİNLEŞİYOR, ZAMANIN NASIL GEÇTİĞİNİ ANLAMIYORDUM’

İlk zamanlarda Defne de reçineyle herkesin yaptığı çalışmaları deniyordu. Ancak zamanla bu malzemenin onun için çok daha fazlasını ifade ettiğini, kendisine bambaşka bir yaratıcılık alanı ve yeni bir dünya sunduğunu fark etti. “Bu malzemeyle manzaralar oluşturmak bana tarif etmesi zor bir huzur veriyordu” diyen genç kız, “Çalışırken zihnim sakinleşiyor, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Sanki bütün gürültü duruyor, geriye sadece o an kalıyordu. Zamanla, benim bu eserleri üretirken hissettiğim huzuru, yavaşlamayı ve dinginliği, eserlerimi gören insanların da hissettiğini fark ettim. Tablolarıma bakanların bana anlattığı duygular, benim üretirken yaşadıklarımla çok benzerdi. Bu benim için çok kıymetli bir keşifti. Ben üretirken mutlu oluyordum; ürettiklerimin başkalarına da aynı duyguları yaşattığını görmek ise beni durmaksızın üretmeye teşvik etti. O günden sonra sanat benim için sadece bir şeyler yapmak değil, hissettiklerimi başkalarıyla paylaşmanın, ifade etmenin bir yolu haline geldi” diye konuştu.

“Eserlerime ilham veren en büyük tema ‘durmak’. Günümüzde her şey çok hızlı akıyor ve zamanın nasıl geçtiğini çoğu zaman fark edemiyoruz. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken, bulunduğumuz anın tadını çıkarmayı ve kendimize zaman ayırmayı unutabiliyoruz. Ben, eserlerimin insanlara kısa da olsa bir durak olmasını istiyorum. Eserlerime bakan kişinin birkaç dakikalığına nefes almasını, yavaşlamasını ve kendisini doğanın bir parçası gibi hissetmesini amaçlıyorum. Bence insan, ait olduğu yeri hatırladığında kendisini daha huzurlu hissediyor. Benim ilhamım da tam olarak buradan geliyor. Amacım, sadece güzel bir deniz manzarası oluşturmak değil; esere bakan kişiye ‘Bir an dur, nefes al. Sen de bu doğanın bir parçasısın’ duygusunu hissettirebilmek.”

UNUTULMAYAN ANLARI SANAT ESERİNE DÖNÜŞTÜRÜYOR

“İnsanlar artık evlerinde sadece dekoratif bir obje değil, kendilerine bir şey hissettiren eserler görmek istiyor” diyen Defne, “Epoksi reçine de doğru kullanıldığında bunu sağlayabilen çok etkileyici bir malzeme. Ancak bence son yıllarda reçine sanatına ilginin artmasının asıl sebebi malzemenin kendisi değil; sanatçıların bu malzemeyle anlattıkları hikâyeler. Özellikle son dönemde kişiye özel çalışmalar oldukça ilgi görüyor. İnsanlar gittikleri bir koyu, unutamadıkları bir tatili ya da kendileri için anlamı olan bir kıyıyı sanat eserine dönüştürmek istiyor. Bu da her tabloyu tamamen benzersiz kılıyor. Bence en değerli tarafı da bu; o eser sadece bir duvarda duran tablo değil, sahibinin hikâyesini taşıyan bir parça oluyor. Ben de bu hikâyelerden yola çıkarak yalnızca o manzarayı değil, o anının kişide bıraktığı duyguyu da eserime yansıtmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

‘EN BÜYÜK SERMAYE PARA DEĞİL’

Epoksi reçine sanatına çok küçük bir bütçeyle başlanabileceğini söyleyen Defne, Bence bu işe başlamak için en büyük sermaye para değil; zaman, sabır ve öğrenmeye istekli olmak. Epoksi, deneme yanılmayla öğrenilen bir malzeme. Ben de bu işe başlarken herhangi bir eğitim alma şansına sahip değildim. Bu yüzden uzun bir süre yaptığım birçok çalışmayı çöpe attım, defalarca motivasyonumu kaybettim ve ‘Sanırım bunu başaramayacağımdiye düşündüğüm zamanlar oldu. Yolculuğumun büyük kısmı deneme yanılmayla geçti. Bugün eğitimler vermemin en büyük sebebi de bu. Benim yıllar içinde edinmek zorunda kaldığım bilgi ve teknikleri, başkalarının çok daha sağlam bir başlangıç yapabilmesi için paylaşmak istiyorum. Çünkü teknik sorunlar aşıldığında reçine, bana göre kendini ifade etmek için kullanılabilecek en büyüleyici malzemelerden biri. İnsanların enerjilerini teknik problemlerle mücadele etmeye değil, üretmeye ve kendi sanat dillerini geliştirmeye ayırmalarını istiyorum” dedi.

‘İYİ BİR GELİR ELDE ETMEK MÜMKÜN’

Epoksi sanatıyla düzenli ve iyi bir gelir elde etmek kesinlikle mümkün” diyen Defne, “ Ancak bunun yolu yalnızca güzel eserler üretmekten geçmiyor. Kendi sanat dilinizi oluşturmanız, özgün kalmanız, insanlarla güven ilişkisi kurmanız ve işinizi profesyonelce yönetmeniz gerekiyor. Sanatın yanında girişimciliği de öğrenmeniz şart. Eğer uzun vadeli düşünür, üretmeye devam eder ve kendinizi sürekli geliştirirseniz, bu işi sürdürülebilir bir mesleğe dönüştürmeniz mümkün” bilgilerini paylaştı.

‘EĞİTİM ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN’

Epoksi tabloyu sanat eserine dönüştüren şeyin, kullanılan malzeme değil; sanatçının bakış açısı olduğunu söyleyen Defne, bu malzemeyle çalışmaya başlayacaklara şu tavsiyelerde bulundu:

“Eğitim almaktan çekinmeyin. Sağlam bir teknik temel, bu yolculuğu çok daha keyifli hâle getiriyor. Teknik beceriler kişiye özgürlük kazandırıyor. Çünkü artık enerjinizi hataları düzeltmeye değil, kendi özgün fikirlerinizi hayata geçirmeye ayırabiliyorsunuz. Benim için reçinenin en güzel yanı da bu. Teknik sınırları aştığınızda reçine, hayal gücünüzü neredeyse sınırsız bir şekilde ifade edebileceğiniz büyüleyici bir malzemeye dönüşüyor. Bu nedenle tavsiyem, önce malzemeyi tanıyın; ardından bırakın hayal gücünüz size yol göstersin.”

Author: admin