
Hiçbir kuruma ya da kişiye önyargılı yaklaşmadım, bundan sonra da yaklaşmam. Önyargılı insanları da sevmem; hatta mümkünse iletişimimi keserim. Çünkü sağlıklı değerlendirmenin yolu, peşin hükümlü olmaktan değil, gerçeğe bakmaktan geçer.
Ortada bir konu, bir sıkıntı ya da tartışma varsa, önce kılı kırk yarar, sonra düşüncemi ortaya koyarım. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten de geri geri durmam. Bu konuda ne taviz veririm ne de görmezden gelirim.
Kimse kimseyi sevmek zorunda değildir. Ancak ‘sevmiyorum’ diye önyargılı hareket etmek, daha işin başında ağacı kökünden sökmeye kalkmak doğru değildir.
Nereye varmak istiyorum?
Beşiktaş’ta teknik kadroda bir değişim yaşandı. Sergen Yalçın ve Serkan Reçber görevlerinden ayrıldı. Doğal olarak bu değişim üzerine birkaç söz söylemek de hakkımız oldu. Neticede Beşiktaş yıllardır takip ettiğim, uzmanlık alanım olan bir camia.
Öncelikle şu gerçeği teslim edelim; Beşiktaş bir kurumdur, asırlık çınardır. O kurumu yöneten Başkan Serdal Adalı ve yol arkadaşları vardır. Alınan kararlara ilk etapta saygı duymak gerekir. Elbette zaman içinde doğruları da yanlışları da tartışılır.
Ben hiçbir zaman peşin hükümle eleştiri oklarını çıkaran biri olmadım. Önce bekler, yapılan işleri görürüm. Doğru yapılanı alkışlarım. Yanlış gördüğümüzde de eleştirimizi öyle yan yollara saparak değil, açı açık yaparız.
Futbol direktörlüğü görevine getirilen Önder Özen’i uzun yıllardır tanırım. Futbolun içinden gelen, bu kulvarda ciddi deneyimler kazanmış bir isimdir. Farklı kulüplerde görev yaptı. Altyapıdan A takıma kadar çeşitli sorumluluklar üstlendi.
Bugün oturup geçmişin hesabını yapmak yerine, önümüzdeki sürece bakmak daha doğru olur. Çünkü futbol direktörlüğü makamı, futbolun en zor görevlerinden biridir. Transferinden takım yapılanmasına kadar ağır bir sorumluluk taşır.
Şimdi herkes gibi biz de Önder Özen’in ortaya koyacağı futbol aklını ve transfer politikasını göreceğiz. Özellikle yabancı transferlerinde geçmiş tecrübelerini sahaya doğru yansıtması, Beşiktaş adına önemli olacaktır.
Elbette yapılan her işi mercek altına alacağız. Doğru hamleleri alkışlayacağız, yanlışlarda ise eleştiri haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.
***
Ernest Muçi ders verdi
Bir atasözümüz var, günlük yaşamımızda sıkça kullanırız; “Gelen gideni aratır” diye…
Biraz açalım; beğenilmeyen, eleştirilen ve ayrılması istenen kişinin yerine gelen, eskisinden çok daha kötü isimler için kullanılır. Bu atasözü özellikle bizim kulvarda, yani futbolla müthiş örtüşüyor.
Örnek mi?
Ernest Muçi… Beşiktaş’ta oynarken, taraftarların protesto ettiği, sosyal medyada bazı kesimlerce eleştirilen, hedef haline getirilen bir isimdi.
Ne var ki aynı Muçi, Trabzonspor’da müthiş bir sezon geçirdi, goller attı, asistler yaptı, Teknik Direktör Fatih Tekke’nin gözdeleri arasında yerini aldı.
Bugüne bakıyorum, yine sosyal medyada, bu kez Ernest Muçi’ye övgüler diziliyor, takımdan ayrılmasına karar verenler eleştiriliyor.
Muçi’nin kumaşı saten mi, kadife mi tartışmasına girmem. Tekniğini ve futbol zekasını da asla yargılamam. Lafım onu protesto edenlere, onun yeniden Beşiktaş’a dönmesini isteyenleredir! Önce eleştir, sonra ‘geri dön’ demek ne yaman çelişkidir!