Dokunan bilincini kaybediyor! İsmi ‘Melek’, etkisi zehir: Türkiye’de bu bölgelerde görülüyor

Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Son zamanlarda özellikle sosyal medyada oldukça popüler olan Melek Borazanı, botanik literatürde Brugmansia olarak biliniyor. Özellikle gece açan çiçekleri ve güçlü kokusuyla tanınan bu bitki görünümü nedeniyle ‘Melek Borazanı’ adıyla anılsa da, içerdiği kimyasal bileşenler nedeniyle oldukça dikkatli yaklaşılması gereken türler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bitkinin yaprak, çiçek ve tohumlarında doğal olarak bulunan bazı alkaloidler, insan sinir sistemi üzerinde güçlü etkiler oluşturabiliyor. Bu maddelerin yanlışlıkla yutulması veya yoğun temas edilmesi durumunda bilinç bulanıklığı, kalp ritim bozuklukları ve ciddi zehirlenme tabloları görülebiliyor. Tıp literatüründe bu etkiler, bitkide bulunan tropan alkaloidleriyle ilişkilendiriliyor. Bu maddelerin özellikle merkezi sinir sistemi üzerinde baskılayıcı ve halüsinojen etkiler oluşturabildiği biliniyor.

Sağlık otoriteleri, Melek Borazanı’na bağlı zehirlenme vakalarının çoğunlukla bitkinin süs amaçlı yetiştirildiği alanlarda gerçekleştiğini belirtiyor. Özellikle bilinçsiz temas, yanlış bitki tanıma veya bitkinin ‘bitkisel çay’ gibi kullanılması ciddi riskler doğurabiliyor. Uzmanlar, bu tür bitkilerin tıbbi amaçla kullanılmasının kesinlikle önerilmediğini ve herhangi bir maruziyet durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade ediyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

GÜZELLİK VE TEHLİKE YAN YANA!

Ne kadar tehlikeli olursa olsun görsel açıdan oldukça etkileyici olan Melek Borazanı, doğada ‘güzellik ve tehlikenin birlikte var olabileceğini’ gösteren bitkilerden biri olarak değerlendiriliyor. Bahçelerde egzotik bir görünüm sağlayan ancak dokunanı zehirleyen bu bitkiyi daha yakından tanımak için Ziraaat Mühendisi Rabia Çepni’ye sorduk. Açıklamalarına ilk olarak halk arasında ‘Melek Borazanı’ ve ‘Boru Çiçeği’nin sıklıkla karıştırıldığını söyleyerek başlayan Çepni şu açıklamalarda bulundu:

“Halk arasında isim benzerliğinden dolayı bu iki bitki sıklıkla birbirine karıştırılıyor; her ikisi de Solanaceae (Patlıcangiller) familyasının üyeleridir. Ancak botanik açıdan farklı cinslere aittirler ve çok net morfolojik farkları vardır. Melek Borazanı genellikle çok yıllık, odunsu ve çalı ya da küçük bir ağaç formundadır. En belirgin özelliği, devasa boru şeklindeki çiçeklerinin aşağıya (yere) doğru sarkık bir şekilde açmasıdır. Kokuları özellikle geceleri çok yoğundur. Boru Çiçeği ise genellikle tek yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri Melek Borazanı’na benzer şekilde boru formundadır ancak sarkmaz, yukarıya doğru dik bakar. Kısaca özetlemek gerekirse biri ağaçsı ve çiçekleri aşağı sarkar, diğeri otsudur ve çiçekler yukarı bakar.”

(Boru Çiçeği)

Bu bitkilerin güzel görüntülerinin arkasında çok güçlü bir savunma mekanizması yatar. Bünyelerinde tropan alkaloidleri (özellikle skopolamin, atropin ve hiyosiyamin) barındırırlar. Bu kimyasallar sinir sistemini doğrudan etkileyen güçlü toksinlerdir.Zararları şu şekilde:Bitkinin yapraklarının, çiçeklerinin veya özellikle tohumlarının kazara tüketilmesi bunun sonucunda ise ciddi halüsinasyonlara, göz bebeklerinde aşırı büyümeye, ağız kuruluğuna, kalp ritim bozukluğuna , yön duygusu kaybına ve ileri vakalarda koma veya ölüme yol açabilir. Sadece çiçeğini koklamak bile hassas bünyelerde baş dönmesi yapabilir.Peki nasıl davranılmalıyız?Bu konuda tavsiyem; doğada veya bir parkta bu bitkiyle karşılaştığınızda sadece görsel güzelliğinin tadını çıkarmanızdır. Kesinlikle çıplak elle koparılmamalı, çocukların ve evcil hayvanların ulaşabileceği alanlardan uzak tutulmalıdır. Eğer bitkiye dokunulduysa, eller hiçbir şekilde göze veya ağza sürülmeden derhal bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. – Ziraat MÜhendisi Rabia Çepni

‘BU BİTKİDEN SİZDE VARSA TOKSİK ÖZELLİKLERİNİ HERKESE SÖYLEMELİSİNİZ’

Açıklamalarına bu bitkinin peyzaj mimarisinde ve bahçelerde görsel zenginliği ve kokusu nedeniyle oldukça cazip olduğunu söyleyerek devam eden Çepni, bunun yanında ciddi bir sorumluluk gerektirdiğini de hatırlatıyor. Özellikle konumlandırmanın çok önemli olduğunu vurgulayan uzman isim, bu bitkinin kamusal alanlarda, çocuk parklarının yakınında, okul bahçelerinde ya da evcil hayvanların serbest dolaştığı yerlerde kesinlikle kullanılmaması gerektiğini, daha çok izole ve ayakaltı olmayan bölgelerde tercih edilmesinin doğru olacağını ifade ediyor. Ayrıca bahçede yetiştirilecekse budama ve bakımın çok dikkatli yapılması gerektiğini, budama sırasında mutlaka kalın eldiven ve koruyucu gözlük kullanılması gerektiğini belirtiyor. Kesilen parçaların ortada bırakılmaması, evcil hayvanlar tarafından zarar verilmemesi için güvenli şekilde imha edilmesi gerektiğini de ekliyor. Son olarak, bu bitki bahçede bulunuyorsa ev halkının ve özellikle çocukların toksik özellikleri konusunda mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Melek Borazanı’nın köken olarak Güney Amerika’nın subtropikal bölgelerine ait ve bu yüzden dona karşı oldukça hassas, sıcak ve nemli iklimleri sevdiğini ileten Çepni, “Türkiye’de ise en iyi Akdeniz ve Ege kıyılarında, özellikle Antalya, Mersin, Muğla ve İzmir gibi mikroklima etkisinin görüldüğü yerlerde açık alanda rahatça büyüyebiliyor ve hatta çok büyük boyutlara ulaşabiliyor” dedi. İç bölgelerde ise kışın soğuk geçtiği için ancak saksıda yetiştirilebildiğini, kışın da mutlaka iç mekâna ya da seraya alınması gerektiğini belirtti. Zehirlenme vakalarına baktığımızda ise iki farklı yoğunlaşma alanı olduğunu ifade etti: Birincisi Ege ve Akdeniz kıyıları; burada bitki süs amaçlı çok yaygın kullanıldığı için özellikle çocuklar ve evcil hayvanların ilgisini çekebiliyor ve hatta bazı durumlarda bilinçsizce tüketilmesiyle zehirlenmeler görülebiliyor. İkinci olarak ise İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz kırsalında, Melek Borazanı’nın akrabası olan Datura yani Boru Çiçeği’nin doğal olarak yetiştiğini, burada ise halkın bu bitkileri yanlışlıkla şifalı ot sanıp tüketebildiğini ya da toplama sırasında karışabildiğini ve bunun da ciddi zehirlenmelere yol açtığının bilgisini verdi.

Açıklamalarını sonlandırmadan önce Türkiye’de bulunan ve tıpkı Melek Borazanı gibi yaygın görülen ancak zehirli olabilecek bitkileri sıralayan Mühendis Rabia Çepni, “Aslında parklarımızda, bahçelerimizde ve hatta salonlarımızda her gün yanından geçtiğimiz pek çok popüler bitki ciddi derecede toksiktir. Doğru yönetildiğinde tehlikesiz olan ama bilinçsiz yaklaşıldığında Melek Borazanı’nı aratmayacak birkaç yaygın örneği şöyle sıralayabilirim: Zakkum, Yüksük Otu, Güzelavrat Otu ve Difenbahya” diyerek halkı bitkiler konusunda daha bilinçli ve dikkatli olmaya davet etti.

“Doğada hiçbir bitki ‘düşman’ veya ‘kötü’ değildir. Bitkilerin bu zehirli bileşikleri üretme sebebi aslında kendilerini otçul hayvanlardan koruma stratejisidir. Önemli olan bizim ziraat ve botanik bilincine sahip olarak, hangi bitkiyle nasıl bir mesafede ilişki kuracağımızı bilmemizdir. Bilgi, en büyük koruyucudur.” Ziraat MÜhendisi Rabia Çepni

Author: admin